ÖYLE YA DA BÖYLE ÖĞRETİR ÖZLEMEK
Sizce bir duyguyu tanımak ve onu
tanımlamak ne kadar zordur? Sevgi ile anıldıkça keyiflendiren, nefret ile
anıldıkça ızdırap veren duygu diyebilir miyiz? Hepimizin hakkında az çok fikir
sahibi olduğu, hakkında bir şeyler söyleyebildiği ama sadece bu duyguya yaşayanların
hançer saplanmış gibi acı çekmek olarak bildiği duygudur özlemek.
Belki de aklın kalbe en çok yenildiği,
istemeyerek de olsa aklın kalbin gittiği yere peşinden sürüklendiği duygudur. Tüm
benliğimizle pes edip teslim olduğumuz, varlığıyla bize yokluğu, yokluğuyla da
varlığın eksikliğini gösteren ve eksik yanımızı yüzümüze vuran, bize kendimizi
eksik hissettiren şeye olan hasretimizden bizi vuran o muazzam duygu. İnsana sahip
olmak ve sürekli görmek isteme arzusunu aşılayarak insanı gerçek olmayacak bir
isteğe sürüklenmesine sebep olur. Ama tüm bunların yanında yanı başındaki
birine duyulan özlem, en üst noktalara ulaşan muazzam bir duygudur.
Özlemek bir bakıma öğrenmektir bence. Bu duyguya sahip olanlara
çok şey öğretir ve kişiye öğrendiklerini de tüm hayatında mükemmel bir şekilde uygulatır.
Ne mi öğreniriz? Dile vurmayı:
Nazım Hikmet’in ‘Benim kelime hazinem
çok geniştir derdim. Senin bir kelimene yetemedim; git ne demekti?’ dediği gibi bir anda çok şey öğrenir ve bunları da istemsizce dilimize yansıtırız. Dibe
vurmayı: Ne tarafa gideceğimizi bilmediğimiz için, kendimizi hiç hayal
bile etmediğimiz bir dipte bulup çaresizliği hissederiz. Kalbe vurmayı: Kalbimiz ne zaman, nerde ve ne kadar kırılsa da her şeye rağmen
yaşanabileceğini öğreniriz.
Dilerim ki özlemi ta derinlerde
hissetmek, sizleri hayatın güzelliğinden mahrum bırakmak yerine sizlere özlemenin,
kavuşmanın, kavuşamasanız bile umutla beklemenin hazzını öğretsin.
Bayram
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Peki, senin düşüncen ne?