GÜNAH KEÇİSİ OLARAK
KADER
Başaramadığımız her hedefimiz, sahip olamadığımız her isteğimiz,
gerçekleştiremediğimiz her beklentimiz için sığındığımız liman, tutunduğumuz
dal olan kader. Her zaman olduğu gibi bu konuda da bencil olmaya kaçıp,
kendimizi mükemmel görüp günah keçisi olarak başka bir dayanak mı bulacağız
kendimize ?
Bizim hiç mi suçumuz yok? Kendimize dönüp,
kendimizi tanımaya çalışsak aslında, başka suçlu aramak gibi bir hataya
düşmemiş olacağız. Kendimizi tanımak; nerden geldim, hangi şartlarda buralara
geldim, ne zorlukları aşarak bu konuma geldim? Bu soruları kendimize sorup
kendimiz cevapladığımız zaman kendimizi tanımış oluruz. Kendimizi tanıdıkça da
imkanlarımızı bilip, yeteneklerimizin farkına varıp, beklentilerimizi kendi
hayat şartlarımıza göre tutarak gerçekleştirebileceğimiz hedefler belirleriz.
Yaptığımız yanlışlardan dolayı kaderi
suçlamak ne kadar doğru? Unutmayın milyonlarca olasılık arasından hür
irademizle seçip aldığımız kararlardan dolayı başarısız olduğumuz her alanda
günah keçisi olarak kaderi suçlayamayız. Her yanlışımızdan ve hatamızdan bizler
sorumluyuz. İnandığımız kader sorumluluktan kurtarmaz bizi. Kader sorumluluktan
kurtaran bir dini kaçış yolu olmamalıdır. Aldığımız kararlardan biz sorumluyuz.
Bir günah keçisi arayacaksak o günah keçisi biz olmalıyız. Gayret etmeden, çaba
göstermeden, bir şeylerden taviz vermeden, fedakarlıklarda bulunmadan
başaramadığımız her hadise için kaderi kendimize mazeret gösteremeyiz.
Unutmayalım ki kader ardını göremeyip
hakkında bilgi sahibi olmadığımız buğulu bir cam ya da çeviremediğimiz bir
kitabın tertemiz olan sayfasına istediğimizi yazmaktır aslında.