kırgınlıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kırgınlıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2020 Pazartesi

BENİM KALBİM NE OLACAK?

 


BENİM KALBİM NE OLACAK?

Gün geçtikçe içimizi ve düşüncelerimizi kemiren ve her geçen gün daha da çoğalarak, bizi kızgınlıklar bilmecesine itmesiyle bünyemizde çok fazla barınarak inanılmaz derecede, hayal bile edemediğimiz bir şekilde karakter değişimine götürüp, sağa sola saçılarak paramparça eden ve her bir parçamızın ulaştığı yeri yakıp, etrafımızdaki herkesi rahatsız etmesiyle kendimize muhatap bulamadığımız o evre. Bizi halsizlik, iştahsızlık, depresan hallere sokarak yalnızlığımızla ve eksik yanımızla dipsiz bir kuyuda tek başımıza çırpınmamıza sebep olur. Bazen öyle bir hal alır ki bu durum, çevremize öfkeden başka bir şey yansıtamayarak aynada kendimize bakmaktan korkar hale geliriz. Aynaya bakamadığımız her an kırgınlıktan dolayı biriken öfkemizi kendimize çevirmek zorunda kalırız. Kendimize bakmaya çekinerek geçirdiğimiz her an bizi bazı kırgınlıklarımızı unuttuğumuzu inandırabilir…

Tam ‘başardım, artık iyiyim, kendime geldim’ deriz ki karşımıza bir anı, bir hatıra çıkıverir ve bu durumun ilacının bizim elimizde olmadığının farkına varırız. Çünkü etrafımıza olan kırgınlıklarımızı zamanla, kıran kişileri unutarak tedavi edebiliriz ama kendimize olan kırgınlıklarımızı asla. Hayatımızın her anında özellikle de kendimizle baş başa kaldığımız her an; uyumaya çalışırken düşüncelerin uyutmaması mesela, ve düşüncelerimizin tekrar tekrar kırgınlıklarımızı hatırlatmasıyla… Kısacası her şey, kendimize olan kırgınlıklarımızı tedavi edip iyileştirmemizi imkansız hale getirecektir.

Aslında reçetesi çok basit olan bu duygunun ilacını kullanmak da bir o kadar zordur. Kızgın olduğumuz kişiye kızgınlığımızı belirtmekle reçetede yazılan ilacı kullanmış oluruz. Bir çoğumuz bu ilacı kullanamadığımız için, kızgınlığımızı dile getirmek yerine daha pasif bir yol seçerek kaçmakla yetinip içimizde yaşamakla yetiniriz kızgınlığımızı. Ve bu da zamanla kendimize dönecek kırgınlıklara dönüşecektir. Sevdiğimiz, değer verdiğimiz insanların bizi kırmasına izin verip kalbimizde başka yere geçmesine sebep olmayalım. Kızgınlığımızı dile getirip kırgınlıklara mahal vermeyelim.

Kırgınlıkların kendisiyle beraber getirdiği fiziksel acıları, ruhsal acılara tercih ettiğimiz o hale gelmemek umuduyla.


Bayram 

ACIMAK MI, ACI DUYMAK MI?

                                      Acı duymak mı, yoksa acımak mı?  İnsan, kendini ne zaman rahat hisseder? Şahit olduğu bir olay karşısı...