GÜVENDİĞİMİZ DAĞLARA KAR YAĞMASIN
Hepimizin sahip olduğu ve
inandığımız bazı değerlerimiz vardır. Kimimizin özenle sakladığı ve kimsenin
erişmesini istemeyip zarar gelmesin diye başkalarına anlatmaktan ve
göstermekten kaçınıp, sevdiği ve saydığı olayları, şahısları, ve fikirleri
vardır. Bundandır ki hayatımıza insan almaktan korkarız ve deyim yerindeyse
elekten geçirerek alırız. Bu elekten geçenlerin çok iyi kalanların ise çok kötü
olduğunu göstermez. Her insanın kötü yanları ve iyi yanları vardır. Bazıları
iyi yanlarıyla ön plana çıkarken bazıları ise tam tersidir. Hayatımıza
aldığımız, kendisiyle güçlü bağlar kurduğumuz her insandan muhtemel zarar da
görebiliriz, muhtemel fayda da.
Atalarımızın deyimiyle ‘İnsanoğlu
çiğ süt emmiştir’ lafını hiçbir zaman unutmamamız lazım. En samimi
olduğumuz insanla bile mesafemizi koruyabilmemiz gerekiyor. Çünkü dostumuz diye
tabir ettiğimiz yani en yakınımız olan insan bile gün gelecek kendi menfaatleri
için bizi sırtımızdan bıçaklamaktan geri durmayacaktır. Başkaları istediği
hayalleri gerçekleştirecek diye menfaatlerinin piyonu olmak durumunda
bulabiliriz kendimizi farkında olmadan. Bunun için kime ne kadar sırrımızı
verdiğimize dikkat edeceğiz.
Evet hatasız kul olmaz. Ama
hatasız kul olmaz diye de hatalarına göz yummak zorunda değiliz. Yapmamız
gereken şey, dost bildiklerimizin hatasına ortak olmamak ve bizleri de kendi
hatalarına sürüklemelerine engel olmaktır. Hatalarıyla sevmek hatalarına göz
yummak değildir.
Aslında biz fark edemesek te her bir dostumuza
ve arkadaşımıza çıkarsız, karşılıksız yatırım yapıyoruz ve bilmiyoruz ki bu çıkarsız,
karşılıksız yatırım çoğu zaman bize iyilik bilmezlik ve zarar olarak geri
dönecektir. En güvendiğimiz kişiye karşı bu ihtimali göz önünde bulundurmamız
gerekiyor. Kiminle duygusal bağ ve kime çıkarsız ve karşılıksız yatırım
yaptığımıza dikkat etmemiz gerekiyor.
Sırlarımızı genellikle
güvendiğimiz ve dost dediğimiz kişilere anlatırız, anlatmakta da haklı
nedenlerimiz vardır. Ama unutmamamız gerekir ki açtığımız her bir sırrımız için
sırrımızı açtığımız kişiye karşı elimiz kolumuz bağlı, esir olma durumuna
düşeriz. Yani açtığımız her bir sır bizim esir ve köle olma nedenimizdir. O
kişiye karşı özgürlüğümüzü kaybettirir, o kişiye karşı artık bağımsız olmaktan
çıkarır bizi. Kısacası sevdiğimiz ve güvenip dost dediğimiz kişilere bir şeyler
sunmak zorunda değiliz, öyle bir zorunluluğumuz yok. Özellikle sırlarımızı
açmak zorunda hiç değiliz. Kimseye karşı esir olmayalım ve özgürlüğümüzü
kimseye karşı kaybetmeyelim. Yanlışıyla, doğrusuyla hayatımızı özgür irademizle
ve hür olarak yaşamalıyız. Böyle olduğu zaman kimse sahip olduğumuz değerlere,
fikirlere, şahıslara ve olaylara ne zarar verebilir ne de istemediğimiz
herhangi bir olay meydana getirebilir.
Kısacası güvendiğimiz dağlara
kar yağdırıp ta, çığda boğulmayalım.
Bayram