10 Kasım 2020 Salı

GÜVENDİĞİMİZ DAĞLARA KAR YAĞMASIN

 

GÜVENDİĞİMİZ DAĞLARA KAR YAĞMASIN


Hepimizin sahip olduğu ve inandığımız bazı değerlerimiz vardır. Kimimizin özenle sakladığı ve kimsenin erişmesini istemeyip zarar gelmesin diye başkalarına anlatmaktan ve göstermekten kaçınıp, sevdiği ve saydığı olayları, şahısları, ve fikirleri vardır. Bundandır ki hayatımıza insan almaktan korkarız ve deyim yerindeyse elekten geçirerek alırız. Bu elekten geçenlerin çok iyi kalanların ise çok kötü olduğunu göstermez. Her insanın kötü yanları ve iyi yanları vardır. Bazıları iyi yanlarıyla ön plana çıkarken bazıları ise tam tersidir. Hayatımıza aldığımız, kendisiyle güçlü bağlar kurduğumuz her insandan muhtemel zarar da görebiliriz, muhtemel fayda da.

Atalarımızın deyimiyle  İnsanoğlu çiğ süt emmiştir’ lafını hiçbir zaman unutmamamız lazım. En samimi olduğumuz insanla bile mesafemizi koruyabilmemiz gerekiyor. Çünkü dostumuz diye tabir ettiğimiz yani en yakınımız olan insan bile gün gelecek kendi menfaatleri için bizi sırtımızdan bıçaklamaktan geri durmayacaktır. Başkaları istediği hayalleri gerçekleştirecek diye menfaatlerinin piyonu olmak durumunda bulabiliriz kendimizi farkında olmadan. Bunun için kime ne kadar sırrımızı verdiğimize dikkat edeceğiz.

Evet hatasız kul olmaz. Ama hatasız kul olmaz diye de hatalarına göz yummak zorunda değiliz. Yapmamız gereken şey, dost bildiklerimizin hatasına ortak olmamak ve bizleri de kendi hatalarına sürüklemelerine engel olmaktır. Hatalarıyla sevmek hatalarına göz yummak değildir.

 Aslında biz fark edemesek te her bir dostumuza ve arkadaşımıza çıkarsız, karşılıksız yatırım yapıyoruz ve bilmiyoruz ki bu çıkarsız, karşılıksız yatırım çoğu zaman bize iyilik bilmezlik ve zarar olarak geri dönecektir. En güvendiğimiz kişiye karşı bu ihtimali göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Kiminle duygusal bağ ve kime çıkarsız ve karşılıksız yatırım yaptığımıza dikkat etmemiz gerekiyor.

Sırlarımızı genellikle güvendiğimiz ve dost dediğimiz kişilere anlatırız, anlatmakta da haklı nedenlerimiz vardır. Ama unutmamamız gerekir ki açtığımız her bir sırrımız için sırrımızı açtığımız kişiye karşı elimiz kolumuz bağlı, esir olma durumuna düşeriz. Yani açtığımız her bir sır bizim esir ve köle olma nedenimizdir. O kişiye karşı özgürlüğümüzü kaybettirir, o kişiye karşı artık bağımsız olmaktan çıkarır bizi. Kısacası sevdiğimiz ve güvenip dost dediğimiz kişilere bir şeyler sunmak zorunda değiliz, öyle bir zorunluluğumuz yok. Özellikle sırlarımızı açmak zorunda hiç değiliz. Kimseye karşı esir olmayalım ve özgürlüğümüzü kimseye karşı kaybetmeyelim. Yanlışıyla, doğrusuyla hayatımızı özgür irademizle ve hür olarak yaşamalıyız. Böyle olduğu zaman kimse sahip olduğumuz değerlere, fikirlere, şahıslara ve olaylara ne zarar verebilir ne de istemediğimiz herhangi bir olay meydana getirebilir.

Kısacası güvendiğimiz dağlara kar yağdırıp ta, çığda boğulmayalım.

 

Bayram 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Peki, senin düşüncen ne?

ACIMAK MI, ACI DUYMAK MI?

                                      Acı duymak mı, yoksa acımak mı?  İnsan, kendini ne zaman rahat hisseder? Şahit olduğu bir olay karşısı...