İNANDIĞIN DEĞERLERE İNANMAK ZORUNDA DEĞİLİM
Bazen en yakınımızdan gördüğümüz, bazen yanımızda olduğunu
zannettiğimiz kişileri karşımızda görerek, bizleri tanımadıkları halde ya da
tanımak istemedikleri için önyargıyla yaklaşıp bizi kendi ideolojilerinin sınırları
içerisinde haksız ve acımasızca eleştiri yağmuruna tutarak, hayat sevincimizin
yıkılmasının bir parçası olan önyargıları…
Günlük hayatımızda belki de en çok karşılaştığımız konudur. Hak
etmediğimiz şekilde yargılanmak ve yadırganmak. Yaşadığımız toplumda etikleşen
bazı katı kurallar içerisinde bize bir rol biçilir. Bizlerin de, biçtikleri
rollerin tabularında yaşamamızı isterler. Karşı çıktığımız ya da, kendi
düşüncelerine aykırı sergilediğimiz her hareketimiz için tepkiler görürüz. Bu
tepkileri veren kişi ise zamanında çevresi tarafından kendisine biçtikleri rol
içerisinde yaşamak zorunda olduğundan bu tepkiyi vermek durumunda kalıyor. Bunu
yaparken de tamamen sığındığı önyargılar altında hiç gerek olmayacak tepkiler
gösterebiliyor bize.
Duygularımızı; siyasi, dini… en uç noktada yaşamak zorunda
değiliz. Belki de önyargılı olmamızın ve karşımızdaki kişiyi acımasızca
eleştirmemizin altında yatan sebep budur. Bu durum, karşımızdaki bireyi
anlamamıza engel teşkil eder. Empati yapamaz, birbirimizin açığını arar hale
geldik. En acısı da karşımızdaki kişiye önyargılı olma derken önyargıyla
yaklaştığımızın farkında olmamamızdır. Çokça duymuşuzdur; dizilerde, filmlerde
ve günlük hayatta ‘’ben senin bildiğin
kızlardan değilim, ben senin bildiğin serseri tayfasından değilim’’ sözlerini.
Bunları ne için ve kime söyleriz? Karşımızdaki bireyi anlamak yerine aklımızda
var olan düşüncelerimizin kalıpları içerisinde gördüğümüzden dolayı, daima
yanlış anlar ve kendimizi de yanlış tanıtmış oluruz.
İnsanlar farklıdır ve genelde biz çoğunluğa göre karar
alırız. Karar alma yetkiyi nerden aldık bilmiyorum ama aldığımız kararlarda
bile karşımızdakinin içende bulunduğu şartları ve konumu göz ardı ederek kendi
hayat şartlarımıza ve konumumuza göre davranırız. Belli kalıplar içine giren
herkes aynıdır diye düşünerek herkesi kendi kabul ettiğimiz kalıplar içine
hapsetmeye çalışırız.
Kendi değerlerimize göre kimseyi yargılamamak ümidiyle.
Bayram

