anlayış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anlayış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2020 Pazar

FARKLIYI SEVİNCE GÜZELİZ

 



FARKLIYI SEVİNCE GÜZELİZ

Bizleri en çok parçalayarak, birbirimize kırdırıp, insanın seçme tercihinde bulunamadığı özelliklerinden dolayı dışlandığı o malzeme. Küçük çocukların, masum insanların zarar görmesini normalleştiren ve kaos ortamından ortaya çıkan gerilimden faydalanan, insan dışı olan ama sadece insanların sahip olduğu o malzeme. Dünyayı yaşanılmayacak hale getirip, insanların en çok zarar gördüğü görüştür ırkçılık. Bir insanın en çok utanılması gereken bir görüş olup, çoğu zaman sadece ırkların kendi üstünlüğünü kabul ettirme çabası olarak düşünürüz. Peki gerçekten sadece ırkların mücadelesi midir ırkçılık?

Belki de edebiyat yapılamayacak tek konudur. Farklı olanı güzel veya çirkin gözetmeksizin dışlayıp, dışlarken de farklılaştırmaktır. Bir çoğumuzun dilinde pelesenk olan ‘ ayaklarımın altındadır, ırkçılık’ sözünü gerçekten hayatımızda uyguluyor muyuz? Doğuda yaşayan kişilerin batıda yaşayanları, batıda yaşayan kişilerin doğuda yaşayanları hor görmesi de bir ırkçılık olabilir mi mesela? Ya da güzel olanın kendini daha az güzel olandan, zengin olanın kendini fakir olandan üstün görüp her hareketi kendinde hak görmesi olabilir mi? Neden farklılıkların normal ve olması gereken bir durum olduğunu kabul etmiyoruz? Yalnızca kendi aynamızda gördüklerimiz doğru değildir. Bizim aynamız dışında milyonlarca ayna ve o aynada gözüken milyonlarca doğru var. Bunlar bizim için doğru olmasa da, o aynaya bakıp görenler için yaşanılması ve inanılması gereken doğrulardır.



Benim doğrularım, insanları sevip insanla sevinmek olabilir. Ben hümanist olmayı kabul ederken, başkaları insanı doğa katili olarak kabul edebilir. Bu tamamen kendi hür iradesiyle ve baktığı aynada gördüklerindendir. Kimseyi bunun için ne yargılayabiliriz ne de yadırgayabiliriz. Kimseye kendi doğrularımızı ispatlamak veya başkasının kabul ettiği doğruları çürütmek zorunda değiliz. Böyle bir girişimde bulunduğumuz an önemsiz ve küçücük konuma düşeriz insanlık tarihinde.

Cümleyi tamamlayan harflerden birinin eksik olmasıyla orta çıkan cümle ve anlam bozukluğu gibi, hayatımızda eksik kalan veya dışlanan her farklılık da böyledir. Ve bunlar da bizim hayat sevinci ve zenginliğimizdir. Bu zenginliğimizin farkında olup, sevmek ümidiyle.


Bayram 

 

10 Aralık 2020 Perşembe

İNANDIĞIN DEĞERLERE İNANMAK ZORUNDA DEĞİLİM




İNANDIĞIN DEĞERLERE İNANMAK ZORUNDA DEĞİLİM

Bazen en yakınımızdan gördüğümüz, bazen yanımızda olduğunu zannettiğimiz kişileri karşımızda görerek, bizleri tanımadıkları halde ya da tanımak istemedikleri için önyargıyla yaklaşıp bizi kendi ideolojilerinin sınırları içerisinde haksız ve acımasızca eleştiri yağmuruna tutarak, hayat sevincimizin yıkılmasının bir parçası olan önyargıları…

Günlük hayatımızda belki de en çok karşılaştığımız konudur. Hak etmediğimiz şekilde yargılanmak ve yadırganmak. Yaşadığımız toplumda etikleşen bazı katı kurallar içerisinde bize bir rol biçilir. Bizlerin de, biçtikleri rollerin tabularında yaşamamızı isterler. Karşı çıktığımız ya da, kendi düşüncelerine aykırı sergilediğimiz her hareketimiz için tepkiler görürüz. Bu tepkileri veren kişi ise zamanında çevresi tarafından kendisine biçtikleri rol içerisinde yaşamak zorunda olduğundan bu tepkiyi vermek durumunda kalıyor. Bunu yaparken de tamamen sığındığı önyargılar altında hiç gerek olmayacak tepkiler gösterebiliyor bize.



Duygularımızı; siyasi, dini… en uç noktada yaşamak zorunda değiliz. Belki de önyargılı olmamızın ve karşımızdaki kişiyi acımasızca eleştirmemizin altında yatan sebep budur. Bu durum, karşımızdaki bireyi anlamamıza engel teşkil eder. Empati yapamaz, birbirimizin açığını arar hale geldik. En acısı da karşımızdaki kişiye önyargılı olma derken önyargıyla yaklaştığımızın farkında olmamamızdır. Çokça duymuşuzdur; dizilerde, filmlerde ve günlük hayatta ‘’ben senin bildiğin kızlardan değilim, ben senin bildiğin serseri tayfasından değilim’’ sözlerini. Bunları ne için ve kime söyleriz? Karşımızdaki bireyi anlamak yerine aklımızda var olan düşüncelerimizin kalıpları içerisinde gördüğümüzden dolayı, daima yanlış anlar ve kendimizi de yanlış tanıtmış oluruz.

İnsanlar farklıdır ve genelde biz çoğunluğa göre karar alırız. Karar alma yetkiyi nerden aldık bilmiyorum ama aldığımız kararlarda bile karşımızdakinin içende bulunduğu şartları ve konumu göz ardı ederek kendi hayat şartlarımıza ve konumumuza göre davranırız. Belli kalıplar içine giren herkes aynıdır diye düşünerek herkesi kendi kabul ettiğimiz kalıplar içine hapsetmeye çalışırız.

Kendi değerlerimize göre kimseyi yargılamamak ümidiyle.


Bayram 

ACIMAK MI, ACI DUYMAK MI?

                                      Acı duymak mı, yoksa acımak mı?  İnsan, kendini ne zaman rahat hisseder? Şahit olduğu bir olay karşısı...