HANGİMİZ GÜVENMEDİK
Müslüm
Baba’nın sorduğu “Hangimiz sevmedik çılgınlar gibi?” sorusuna bir yenisini daha
ekleyelim: “Hangimiz güvenmedik sıddıklar gibi?”
Güven…
Günlük ilişkilerimizde büyük yer tutarak bizi mantık dairesinden uzaklaştırıp -çoğu
zaman- doğru düşünmemizi engeller. Genelde harika olan bu hisse insanlar
yüzünden sahip olmaktan bazen çekiniriz. Çünkü güven hissi karşımızdaki kişiye
karşı güçlü olmamamızı ve söylediği herhangi bir şeyi doğruluk süzgecinden
geçirmeden kabul etmemizi sağlar. İnsanların takındıkları maskelerinin altında
sakladıkları gerçek yüzlerinin çirkinliklerini bir menfaat için ortaya
çıkarmalarıyla da kendimizi kandırılmış ve ahmak gibi hissederiz. Yine de güven
duygusunu yok sayıp bir süreliğine yitiririz ama yok olmasına asla izin
vermemeliyiz. Çünkü tecrübeler neticesinde zorlansak da insanlara güvenmek
zorundayız. Herkesi aynı kefeye koymak terazimizin hassasiyetine zarar verince
inanın en büyük hasarı biz alırız. Çünkü güven duygusunu tamamen yok eden
insanlar bir süre sonra hayatı tamamen tehlike alanı olarak görmeye başlayıp
paranoyaklaşabiliyor.
Güven
ihtiyacının bir diğer yüzünde ise insanların takdirini toplamak yatar. İnsanoğlu
her daim kendisini anlatacak bir mikrofon ya da onu istediği şekilde gösterecek
bir ayna arar. İşte bu ayna çoğu zaman güven duyduğumuz dostlarımızdır. Mikrofon
istediğimizi konuşsun, ayna dilediğimizi göstersin isteriz. Ama dost yeri
gelince bize duymayı istemediğimiz şeyler söyler, söylemelidir de. İşte bu
istenmeyen şeyler söylendiği zaman bazılarımız kabullenmekte zorlanır. E her
duygunun zorlayıcı handikapları vardır. İnsan olmak, olgunlaşmak, denge üzere
yaşamak da zaten bunu gerektirir. Eksiklerimiz, yanlışlarımız, doğrularımızla
kendimizin farkına varıp yola devam etmeliyiz.
Tabi
güven duygusunda vereceğimiz tepkiye dikkat ederek bu yolu yürümemiz gerek. Güven
duygusunda da hemen herkese tüm kapıları açmak yanlış bir tavırdır. Duygusal
anlamda boşluğu düştüğümüzde veya duygusal bağlarımızı kontrol etmekte
zorlandığımız zamanlarda birilerine güvenme konusunda temkinli hareket
etmeliyiz. Bu konuda hassasiyet döneminde olan kişiler, hemen her sırrını yeni
tanıştığı insanlara dahi verip sonradan büyük pişmanlıklar yaşarlar. İnsanları
tanımak ve güvenmek noktasında dikkatli olmalıyız. Mükemmel olmaktan ve hem
doğru kararlar vermek zorunda olduğumuzdan bahsetmiyorum. Elbette hata
yapıyoruz. Elbette hak etmediğimiz halde kırılacak ve üzüleceğiz. Hatta yeri
gelecek hayattan soğuyacağız. Ama bu birilerine güvenmemize ve sırtımızı
yaslayacağımız bir duvar edinmeye engel değil. Zaten hayatın zorluklarına ve
engellerine karşı olan savaşlarımızı da bu şekilde daha kolay kazanırız.
Bayram
