kendimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kendimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Aralık 2020 Cumartesi

BEN KAHRAMAN MYIM?


 


BEN KAHRAMAN MIYIM?

Hepimiz hayatta bir şeyler başarmak isteriz. İçinde yaşadığımız dünyada kendimizi bulmak ve kendi hikâyemizi yazmak için çaba sarf ederiz. Bir roman okurken ya da bir film izlerken kendimizi başkarakterin yerine koyup, olay örgüsünü kendi üzerimizden düşünür ve yaşarız. Çevremizin ilgi odağı olmak ve insanlardan olumlu dönütler almak isteriz. Peki, neden tüm bunlara ihtiyaç duyarız?

Cevabı çok basit aslında. Tek sebebi kendi hayat hikâyemizin başkahramanı olmadığımızdır. Hayatımıza odaklanamadığımız için başkalarının hayatına özeniriz. Yaşadığımız ve yaşayacağımız hikâyemizde kendi isteklerimizden çok,  başkalarının bizimle ilgili istekleri doğrultusunda yön veririz hayatımıza. Bizden başka var olan tüm hikâyelerin ve kahramanların amacı bizim hikâyemizi doldurmak iken hikâyemizin merkezine onları koyarız. Böyle yaptıkça kendimizden uzaklaşırız. Kendimizden uzaklaştığımız her an sevgiyi içimizde değil, başka kaynaklarda ararız ve bu durumda kendisine güvenmeyen bireyler haline geliriz. Kendimizi bir hiç gibi hisseder, hayatımızın herhangi bir döneminde çıkmaza girdiğimizde hemen bir kurtarıcı ararız. Bu durumda da ne kendi hikâyemizin başkahramanı ne de çevremizdeki hikâyelerin ilgi odağı olduğu bir kahraman oluruz. Biz nasıl kendi hikâyemizi yazar ve kendi hikâyemizin başkahramanı olabiliriz bir bakalım.

ü  1-Öncelikle herhangi bir sorunla karşılaştığımızda bir kurtarıcı aramak yerine, sorunumuzu kendimiz çözmeye çalışmalıyız. Bu da ancak kendimize güvenerek ve kendi benliğimizi, yeteneklerimizi, gücümüzü tanıyarak olur. Tabi ki sorunların üstesinden hemen gelemeyebiliriz. Ama kendimizi tanıdıkça inanın, sorunlar her geçen gün azalacaktır.

 

ü  2-Hayatımıza sahip çıkmamızın yollarından biri de bilgiyle olur. Bilgiyi nasıl toplamamız gerektiğini bilmeliyiz. Bu hususta devasa hazinelerimiz olmalı. Öyle bir hale gelmeliyiz ki her bilginin doğrusunu bilmek zorunda hissetmeliyiz kendimizi. Çünkü öğrenmek ve bilmek, belki de hiç göremeyeceğimiz yerleri görüp hiç tanışamayacağımız insanları tanıyarak bize rehberlik etmesini sağlayacaktır. Bilgi depomuz ne kadar dolu olursa o kadar çok kendimize güvenir, güvendikçe de kahraman gibi davranmaya başlarız.

 

ü  3-Tüm bunların yanında azim de gereklidir. Problemleri çözmede belki de en etkili silah azimdir. Ampulün bulunma hadisesini birçok kez dinlemişizdir. Defaatle süren denemeler sonucu elektrikli ampulden ışık elde edilmiş ve toplum aydınlatılmıştır.  Azim, insanı başarıya ulaştıran kıymetli bir anahtardır. Biz de kendi hayatımızı yaşamak istiyorsak problem çözücü olacağız. Azmedip başaranlar kendi hayat hikâyesinin başkahramanı oldular. Sıra bizde.

Sonuç olarak hayatta her türlü zorlukla karşılaşacağız. Belki sayısız hata yapacağız. Yaptığımız her hatadan bir ders çıkarttığımız sürece hata yapmanın çok da kötü olmadığını görmüş olacağız. Hatam yok diyenler hayatı bir köşeden izleyip hiçbir şey yapmayanlardır. İstersen figüran ol ama hayat perdesindeki yerini al. Seyirci değil, oyuncu olma vakti… 


Bayram 


10 Kasım 2020 Salı

KENDİMİZ İÇİN YAŞAMAK

 

KENDİMİZ İÇİN YAŞAMAK

 

Hayatımızı sürdürmek için bir çok fedakarlıklarda bulunabiliyoruz ya da bulunmak zorunda kalıyoruz. Peki biz bu fedakarlıklarda bulunurken neleri kaçırıyoruz, ve aklımız kaçırdıklarımızda ne kadar kalıyor, bu işi kendim için mi yapıyorum, bu işi yaparken ne kadar mutluyum, bu iş bana neler kazandırdı ve neler kaybettirdi, kendi isteklerimi daha ne kadar erteleyebilirim diye hiç sorduk mu kendimize acaba?

Mesela bugün kendimize ne kadar zaman ayırabildik, çalıştığımız işte ne kadar mutluyuz, hatta bu yazıyı okurken bile kendimize bir fayda sağlayacak mı? Bu hayat bize bahşedilmiş ve belli süreler içinde öyle ya da böyle yaşayıp bu dünyadan göçeceğimiz bir zaman dilimidir. Ama zamanımızı tüketirken kendimiz için de bir şeyler yapmalıyız. Sevmediğimiz bir işte veya sevmediğimiz herhangi bir hayatı yaşarken otobüsün bir camından dışarı bakarken öbür tarafta kaçırdıklarımız gibi olmamalı, sevdiğimiz hayatı yaşarsak kaçıracaklarımız çok daha az olacaktır çünkü istediğimiz hayatı kendimiz için yaşayacağımız için aklımız başka bir yerde olmayacaktır.

Kendimize her zaman soracağımız sorulardan biri de ben bu işi yaparken veya bu hayatı yaşarken neler kazandım ve neler kaybettim? olacaktır. Hayatımızı istemediğimiz şekilde ve başkaları için harcamak zorunda değiliz. Günün sonunda dönüp baktığımızda kazandıklarımız kaybettiklerimizden fazla olmalı eğer fazla olmuyorsa istediğimiz hayatı yaşamıyor veya başkalarını mutlu etmek için kendi dünyamızdan vazgeçmişiz demektir. Halbuki gün gelecek uğruna fedakarlıklar gösterdiğiniz kişiler dönüp size ‘yapmasaydın’ diyecektir. Unutmayın kimse sizin fedakarlıklarınızı görmeyecektir hiçbir zaman. Öyleyse kendimiz için bir şeyler yapmaya ne dersiniz?

 Peki kendimiz için yaşamayı daha ne kadar erteleyeceğiz? Kim ne derse desin, bu hayat bizim. Bulunduğumuz kabın şeklini almak zorunda değiliz. Başkalarının bizim için şekillendirdiği kaba uymak zorunda değiliz. Kendi kabımızı kendimiz şekillendireceğiz. Tabi tüm bunları yaparken bazı zorluklarla karşılaşacağız. Ama unutmayalım ki karşılaştığımız her bir zorluk daha fazla olgunlaşmak demektir. Her mücadele daha yükseklere tırmanma daha ileriye yönelme; her pes ediş kendi isteklerimize set vurma demektir.

Evet artık kendimiz için yaşamamız gerektiğini biliyoruz. Ama bunu yaparken kendi sorumluluklarımızı da unutmamamız gerekiyor. Çünkü hayat şartları ve sosyal çevre gereği yapmamız ve yerine getirmemiz gereken bazı sorumluluklarımız var, sadece kendi hayatımıza odaklanıp, etrafımızdakileri, sevdiğimiz kişileri ihmal ederek onları üzmeye de hakkımız yok. Orta yolu bulup kendimizi de sevdiklerimizi de ihmal etmeden kendi isteklerimizi yerine getirmeye çalışmalıyız.

Hayatımızda hepimizin öncelikleri farklı olsa da, hepimizin en önemli önceliği olan kendimiz için yaşamayı unutmayalım.

 

Bayram 

ACIMAK MI, ACI DUYMAK MI?

                                      Acı duymak mı, yoksa acımak mı?  İnsan, kendini ne zaman rahat hisseder? Şahit olduğu bir olay karşısı...