BENİ SEVMEK ZORUNDA DEĞİLSİN AMA...
Hepimizin diline pelesenk olan kelimelerden biridir saygı.
“Biraz
saygılı olur musunuz? Kardeşim saygılı konuş benimle. Bu insanlar ne zaman
saygıyı öğrenecek? Saygısızlık yapma terbiyesiz.” gibi cümleleri sürekli
işitiriz.
Küçüklüğümüzden
beri bizi ‘hayata saygı, canlıya saygı,
karşındakine saygı’ sloganlarıyla büyüten ebeveynlerimizin ve
öğretmenlerimizin bakış açısının aksine, toplumdaki saygı anlayışı, haklı
çıkmak için tartışmalardaki kaçış yolu gibi geliyor bana. Çünkü ne zaman bir
anlaşmazlığın içine düşsem karşımdakinin taarruza geçerek “hiç mi saygın yok”
sözlerine maruz kalıyorum. Saygı… Bir insanın sahip olması gereken en önemli
kişilik özelliklerindendir.
Hep
duymuşuzdur ‘büyüklerimize saygılar,
küçüklerimize ise sevgiler’ sözünü. Peki, neden kullanılıyor bu kalıp?
Küçüklere saygı gösterilmez mi ya da büyüklere sevgi beslenmez mi? Tabi ki
birine hem hürmet gösterebilir hem de ona karşı muhabbet duyabiliriz. Ama
buradaki amaç, saygının var olmasıyla sevginin mümkün olabileceğidir. Bir yerde
ya da bir ilişkide sevgi, saygıdan sonra gelir. ‘Sevgi beslediğin kişiye saygı gösterilir’ metodu, çıkarcı ve
menfaatçi insanların özelliğidir. Oysaki birine karşı göstereceğin saygı o
kişiyle karşılıklı sevgi bağlarınızın da kurulmasına olanak sağlayacaktır.
Böylece kendinizi çıkar ilişkisinden çok, sağlıklı bir ilişki içerisinde
bulursunuz. Bu, her alanda böyledir. Siyasi, dini, kültürel, ikili ilişkiler…
Çoğumuz
saygı kavramını özgürlüğün zıddı olarak algılıyoruz. Karşımızdaki şahıs yahut
topluluğa saygı gösterince, kendi düşünce özgürlüğümüze set vuruldu
zannediyoruz. Dini inancı olmayan biri, inançlı birinin kutsalına çok rahat
saldırabiliyor ya da inanan biri dini inanışı olmayan birini acımasızca
eleştirip yerebiliyor. Tabi ki hiç kimse bir başkasının düşüncesine katılmak
zorunda değil. Fakat bu demek değil ki başkalarının kutsal saydığı ya da
benimsediği düşüncelere saldırma hakkımız var. Sen bir siyasi görüşü
benimseyebilirsin bu diğer görüşlerin yanlış olduğu ya da onları aşağılama
lüksünün olduğu anlamına gelmez. Tek yapmamız gereken tahammül etmek. Bu sayede
hem saygı sınırlarımız hem de sevgi balonumuz genişleyecek.
Saygıyı
verdiğimiz bir taviz ya da karşıdan beklenilen bir ödül olarak değil de olması
gereken olarak kabullendiğimizde hayat daha da güzel olacaktır. Kısacası
herkesi ve her şeyi var olduğu şekilde kabullenip hürmet göstererek tahammül
etmek hayatı güzelleştirecektir.
Bayram
