10 Aralık 2020 Perşembe

İNANDIĞIN DEĞERLERE İNANMAK ZORUNDA DEĞİLİM




İNANDIĞIN DEĞERLERE İNANMAK ZORUNDA DEĞİLİM

Bazen en yakınımızdan gördüğümüz, bazen yanımızda olduğunu zannettiğimiz kişileri karşımızda görerek, bizleri tanımadıkları halde ya da tanımak istemedikleri için önyargıyla yaklaşıp bizi kendi ideolojilerinin sınırları içerisinde haksız ve acımasızca eleştiri yağmuruna tutarak, hayat sevincimizin yıkılmasının bir parçası olan önyargıları…

Günlük hayatımızda belki de en çok karşılaştığımız konudur. Hak etmediğimiz şekilde yargılanmak ve yadırganmak. Yaşadığımız toplumda etikleşen bazı katı kurallar içerisinde bize bir rol biçilir. Bizlerin de, biçtikleri rollerin tabularında yaşamamızı isterler. Karşı çıktığımız ya da, kendi düşüncelerine aykırı sergilediğimiz her hareketimiz için tepkiler görürüz. Bu tepkileri veren kişi ise zamanında çevresi tarafından kendisine biçtikleri rol içerisinde yaşamak zorunda olduğundan bu tepkiyi vermek durumunda kalıyor. Bunu yaparken de tamamen sığındığı önyargılar altında hiç gerek olmayacak tepkiler gösterebiliyor bize.



Duygularımızı; siyasi, dini… en uç noktada yaşamak zorunda değiliz. Belki de önyargılı olmamızın ve karşımızdaki kişiyi acımasızca eleştirmemizin altında yatan sebep budur. Bu durum, karşımızdaki bireyi anlamamıza engel teşkil eder. Empati yapamaz, birbirimizin açığını arar hale geldik. En acısı da karşımızdaki kişiye önyargılı olma derken önyargıyla yaklaştığımızın farkında olmamamızdır. Çokça duymuşuzdur; dizilerde, filmlerde ve günlük hayatta ‘’ben senin bildiğin kızlardan değilim, ben senin bildiğin serseri tayfasından değilim’’ sözlerini. Bunları ne için ve kime söyleriz? Karşımızdaki bireyi anlamak yerine aklımızda var olan düşüncelerimizin kalıpları içerisinde gördüğümüzden dolayı, daima yanlış anlar ve kendimizi de yanlış tanıtmış oluruz.

İnsanlar farklıdır ve genelde biz çoğunluğa göre karar alırız. Karar alma yetkiyi nerden aldık bilmiyorum ama aldığımız kararlarda bile karşımızdakinin içende bulunduğu şartları ve konumu göz ardı ederek kendi hayat şartlarımıza ve konumumuza göre davranırız. Belli kalıplar içine giren herkes aynıdır diye düşünerek herkesi kendi kabul ettiğimiz kalıplar içine hapsetmeye çalışırız.

Kendi değerlerimize göre kimseyi yargılamamak ümidiyle.


Bayram 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Peki, senin düşüncen ne?

ACIMAK MI, ACI DUYMAK MI?

                                      Acı duymak mı, yoksa acımak mı?  İnsan, kendini ne zaman rahat hisseder? Şahit olduğu bir olay karşısı...