Gün geçtikçe
içimizi ve düşüncelerimizi kemiren ve her geçen gün daha da çoğalarak, bizi
kızgınlıklar bilmecesine itmesiyle bünyemizde çok fazla barınarak inanılmaz
derecede, hayal bile edemediğimiz bir şekilde karakter değişimine götürüp, sağa
sola saçılarak paramparça eden ve her bir parçamızın ulaştığı yeri yakıp,
etrafımızdaki herkesi rahatsız etmesiyle kendimize muhatap bulamadığımız o
evre. Bizi halsizlik, iştahsızlık, depresan hallere sokarak yalnızlığımızla ve
eksik yanımızla dipsiz bir kuyuda tek başımıza çırpınmamıza sebep olur. Bazen
öyle bir hal alır ki bu durum, çevremize öfkeden başka bir şey yansıtamayarak
aynada kendimize bakmaktan korkar hale geliriz. Aynaya bakamadığımız her an
kırgınlıktan dolayı biriken öfkemizi kendimize çevirmek zorunda kalırız.
Kendimize bakmaya çekinerek geçirdiğimiz her an bizi bazı kırgınlıklarımızı
unuttuğumuzu inandırabilir…
Tam ‘başardım, artık iyiyim, kendime geldim’
deriz ki karşımıza bir anı, bir hatıra çıkıverir ve bu durumun ilacının bizim
elimizde olmadığının farkına varırız. Çünkü etrafımıza olan kırgınlıklarımızı
zamanla, kıran kişileri unutarak tedavi edebiliriz ama kendimize olan
kırgınlıklarımızı asla. Hayatımızın her anında özellikle de kendimizle baş başa
kaldığımız her an; uyumaya çalışırken düşüncelerin uyutmaması mesela, ve
düşüncelerimizin tekrar tekrar kırgınlıklarımızı hatırlatmasıyla… Kısacası her
şey, kendimize olan kırgınlıklarımızı tedavi edip iyileştirmemizi imkansız hale
getirecektir.
Aslında reçetesi çok basit olan bu duygunun ilacını kullanmak
da bir o kadar zordur. Kızgın olduğumuz kişiye kızgınlığımızı belirtmekle
reçetede yazılan ilacı kullanmış oluruz. Bir çoğumuz bu ilacı kullanamadığımız
için, kızgınlığımızı dile getirmek yerine daha pasif bir yol seçerek kaçmakla
yetinip içimizde yaşamakla yetiniriz kızgınlığımızı. Ve bu da zamanla kendimize
dönecek kırgınlıklara dönüşecektir. Sevdiğimiz, değer verdiğimiz insanların
bizi kırmasına izin verip kalbimizde başka yere geçmesine sebep olmayalım.
Kızgınlığımızı dile getirip kırgınlıklara mahal vermeyelim.
Kırgınlıkların kendisiyle beraber getirdiği fiziksel acıları, ruhsal acılara tercih ettiğimiz o hale gelmemek umuduyla.
Bayram

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Peki, senin düşüncen ne?