NE
DUYMAK İSTERİZ?
İyi sözler duymak hep mutlu etmiştir bizi. Yüreğimize iyi gelen bir söz
bekleriz hep. Ve sadece iyi söz duyduğumuz, her hatamızda, hatamızı düzeltmek
yerine bizi destekleyen bize yol göstermek yerine bize pembe hayaller satan
kişileri her daim daha çok sevmiş ve hayatımızda onlara daha çok yer
vermişizdir. Çünkü biz gerçeklerden çok, bizi anlık rahatlatacak şeyler
isteriz. Gerçeklerden uzak, bizi yalanlarla bile olsa mutlu eden insanlar
ararız. Ondandır ki kötü günümüzde yanımızda birini bulmada zorlanırız. Çünkü
biz iyi gün dostu biriktirmiş, hayatın toz pembe tarafıyla kendimizi
avutmuşuzdur.
Dostumuzdan veya herhangi bir arkadaşımızdan olumsuz ya da hoşumuza
gitmeyen bir söz duyduğumuzda, söylenen sözün doğruluğunu ve yanlışlığını düşünmek
yerine söylediği olumsuz söze odaklanırız ve söylenen sözü kendi kafamızda
tartmadan reddederiz. Olumsu söz söyleyen kişinin ise sözünü yanlış da olsa hiç
tartmadan koşulsuz kabul ederiz. Biz de biliriz doğruya doğru, yanlışa yanlış
denmesi gerektiğini ama biz kendimizi toz pembe hayata ve her daim gerçeklerden
uzak yaşamaya alıştırıp hayatın zevklerine odakladığımız için doğru da olsa
hoşumuza gitmeyen sözü reddeder, yanlış da olsa hoşumuza giden her sözü sorgulamadan
kabul ederiz.
Her zaman, her koşulda, her ortamda sorgusuz sualsiz övülmek ve onaylanmak
isteriz. Yanlış bir hareketimize, kabul görmeyen düşüncelerimize veya doğru
olmayan sözümüze olan herhangi bir uyarıyı eleştiri olarak algılar, sorgulanmayan
ve eleştiri süzgecinden geçmeyen her hareketimize ve yaşantımıza olan övgüyü
mutlak doğru söz kabul ederiz. Doğru eleştirilere karşı cephe alır, yanlışa
sürüklenmede devam etmeyi bir mücadele zanneder, yanlışlarımızın farkına
varmayı daha çok erteleriz ve bunu da zafer olarak algılarız.
Hayatta yaptığımız her hareket, söylediğimiz her söz kabul görmek
zorunda değildir. Bazen eleştiriler, uyarılar gelecek ve biz bunları alıp kendi
hayat süzgecimizden geçirip haklı eleştiri ve uyarıları dikkate alacağız. Hiç
dinlemediğimiz, dikkate almadığımız tavsiyeler, uyarılar ve nasihatlerin
değerini daha sonra anlayıp ah vah etmemizin anlamı yok. Onun için dikkate
almalıyız. Özellikle dostlarımızın ve yakın çevremizin yaptığı uyarıları sevgi
süzgecinden geçirip sevgi ile yoğurmalıyız.
Sonuç olarak hepimiz hepimizi eleştiriyoruz. Hatta bazen öyle bir hal
alıyor ki eleştirilerimiz bitmeyen bir rekabet içinde oluyor. Bundan dolayı hiç
birimizin eleştirisi genellikle hedefe varmıyor ve bir işe de yaramıyor.
Eleştirilerimizin ve uyarılarımızın faydalı olabilmesi için onu sevgi ile
sunmak ve o konuda karşımızdakini kırmamaktır. Dost olarak, karşımızdakinin
iyiliği için gerektiğinde eleştirilerimizden kaçınmayacağız kırmayarak,
gücendirmeyerek, kendimizden uzaklaştırmayarak.
Atalarımızın ‘Dost acı söyler.’
Sözünü unutmamalıyız. Eğer hayatımızda bizi eleştiren bir dostumuz yoksa, ya da
dost dediğimiz kişi, bize her daim eleştiriden ve uyarıdan uzak cümleler
kuruyorsa o hiçbir zaman dost olmamıştır bize. Unutmayalım ki dost her zaman
güzel şeyler değil yeri gelince acı da söyler.
Bayram
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Peki, senin düşüncen ne?