12 Kasım 2020 Perşembe

NE DUYMAK İSTERİZ?

 

NE DUYMAK İSTERİZ? 

İyi sözler duymak hep mutlu etmiştir bizi. Yüreğimize iyi gelen bir söz bekleriz hep. Ve sadece iyi söz duyduğumuz, her hatamızda, hatamızı düzeltmek yerine bizi destekleyen bize yol göstermek yerine bize pembe hayaller satan kişileri her daim daha çok sevmiş ve hayatımızda onlara daha çok yer vermişizdir. Çünkü biz gerçeklerden çok, bizi anlık rahatlatacak şeyler isteriz. Gerçeklerden uzak, bizi yalanlarla bile olsa mutlu eden insanlar ararız. Ondandır ki kötü günümüzde yanımızda birini bulmada zorlanırız. Çünkü biz iyi gün dostu biriktirmiş, hayatın toz pembe tarafıyla kendimizi avutmuşuzdur.

Dostumuzdan veya herhangi bir arkadaşımızdan olumsuz ya da hoşumuza gitmeyen bir söz duyduğumuzda, söylenen sözün doğruluğunu ve yanlışlığını düşünmek yerine söylediği olumsuz söze odaklanırız ve söylenen sözü kendi kafamızda tartmadan reddederiz. Olumsu söz söyleyen kişinin ise sözünü yanlış da olsa hiç tartmadan koşulsuz kabul ederiz. Biz de biliriz doğruya doğru, yanlışa yanlış denmesi gerektiğini ama biz kendimizi toz pembe hayata ve her daim gerçeklerden uzak yaşamaya alıştırıp hayatın zevklerine odakladığımız için doğru da olsa hoşumuza gitmeyen sözü reddeder, yanlış da olsa hoşumuza giden her sözü sorgulamadan kabul ederiz.

Her zaman, her koşulda, her ortamda sorgusuz sualsiz övülmek ve onaylanmak isteriz. Yanlış bir hareketimize, kabul görmeyen düşüncelerimize veya doğru olmayan sözümüze olan herhangi bir uyarıyı eleştiri olarak algılar, sorgulanmayan ve eleştiri süzgecinden geçmeyen her hareketimize ve yaşantımıza olan övgüyü mutlak doğru söz kabul ederiz. Doğru eleştirilere karşı cephe alır, yanlışa sürüklenmede devam etmeyi bir mücadele zanneder, yanlışlarımızın farkına varmayı daha çok erteleriz ve bunu da zafer olarak algılarız.

Hayatta yaptığımız her hareket, söylediğimiz her söz kabul görmek zorunda değildir. Bazen eleştiriler, uyarılar gelecek ve biz bunları alıp kendi hayat süzgecimizden geçirip haklı eleştiri ve uyarıları dikkate alacağız. Hiç dinlemediğimiz, dikkate almadığımız tavsiyeler, uyarılar ve nasihatlerin değerini daha sonra anlayıp ah vah etmemizin anlamı yok. Onun için dikkate almalıyız. Özellikle dostlarımızın ve yakın çevremizin yaptığı uyarıları sevgi süzgecinden geçirip sevgi ile yoğurmalıyız.

Sonuç olarak hepimiz hepimizi eleştiriyoruz. Hatta bazen öyle bir hal alıyor ki eleştirilerimiz bitmeyen bir rekabet içinde oluyor. Bundan dolayı hiç birimizin eleştirisi genellikle hedefe varmıyor ve bir işe de yaramıyor. Eleştirilerimizin ve uyarılarımızın faydalı olabilmesi için onu sevgi ile sunmak ve o konuda karşımızdakini kırmamaktır. Dost olarak, karşımızdakinin iyiliği için gerektiğinde eleştirilerimizden kaçınmayacağız kırmayarak, gücendirmeyerek, kendimizden uzaklaştırmayarak.

Atalarımızın ‘Dost acı söyler.’ Sözünü unutmamalıyız. Eğer hayatımızda bizi eleştiren bir dostumuz yoksa, ya da dost dediğimiz kişi, bize her daim eleştiriden ve uyarıdan uzak cümleler kuruyorsa o hiçbir zaman dost olmamıştır bize. Unutmayalım ki dost her zaman güzel şeyler değil yeri gelince acı da söyler.

 

Bayram 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Peki, senin düşüncen ne?

ACIMAK MI, ACI DUYMAK MI?

                                      Acı duymak mı, yoksa acımak mı?  İnsan, kendini ne zaman rahat hisseder? Şahit olduğu bir olay karşısı...