8 Kasım 2020 Pazar

ACISIYLA AŞK

 

ACISIYLA AŞK


Hayatımızın en güzel yaşındayızdır. Hayata dair güzel hayallerimiz ve güzel hedeflerimiz vardır. Kendimize bir yol çizmiş kendimizi o güzel hedeflerimiz için motive ediyoruzdur. Bu hedefler kimi zaman iyi bir iş, kimi zaman iyi bir yaşam tarzı, kimi zaman ise iyi bir ekonomi ve çevredir. Ama hesaplamamızda olmayan bir konu vardır ki, bizim irademiz dışında, isteklerimiz ve hayallerimiz dışında gerçekleşir. Ve bunun planımızda hiç yeri yoktur ama planlarımıza dahil etmekten de geri duramayız, daha doğrusu dahil etmek zorunda kalırız.

o    Bazen hayatımızın en güzel anlarını yaşayacak, bazen de pişmanlıklarla dolu bir hayat yaşamamıza sebep olacak o duygu ile tanışma vaktimizin geldiğini anlarız. Dünyanın en karmaşık, en zor ama en yüce duygusu olan ve hissetmeye başladığımız anda size mutluluklar hissettirecek olan Aşk ile tanışmışızdır. Madalyonun iki yüzü olduğu gibi Aşk’ın da iki yüzünün olduğunu unutmamak gerek. Goethe’nin dediği gibi: ‘’Aşk, imkansız birçok şeyi mümkün kılar.’’ Dediği iyi yüzü, ve Mevlana’nın da dediği gibi: ‘’Aşk; topuklarından etine kadar işlemiş bir nasırdır; ya canın acıya acıya adım atacaksın, ya da canını acıta acıta adım atacaksın.’’ dediği iyi olmayan yüzünü unutmamamız lazım.  Bu yeni duygu artık bizin de hayatımızdadır istesek te istemesek te. Ki zaten isteyeceğizdir. Her ne kadar çoğu zaman bize acı verecek olsa da bazen de hayatımızın en güzel zamanlarını yaşayacağız o duygu ile.

o     

Daha önce kimseye karşı böyle hissetmemişizdir. Tüm egomuzu bir kenara koyarak, gerektiğinde benliğimizden de vazgeçerek duygularımızı açmışızdır. Tam bu andan itibaren önümüzde iki yol vardır; ya duygularımıza karşılık gelecek, ya da tam tersi olacak. Bizim iki ihtimale de hazırlıklı olmamız gerekecek.  O kadar güzel yaşarız ki duygularımızı; İçimizdeki sevgi, içimizdeki tarifi olmayan duygular hiç bitmez, hiç tükenmez sanırız. Bu duyguların güzelliğine öyle kapılırız ki hayatımızın sonuna kadar böyle devam edecek sanırız. Tüm zorluklar tam da şimdi böyle başlayacak. Duygularımıza karşılık gelmeyecektir hatta ve hatta selamına dahi uzak kalarak, hasret kalarak yokluğunu o kadar uzun süre tadarız ki, hasretiyle yana yana o duyguların hepsi azalır, tükenir içimizde. Öyle acılar çekmişizdir ki; gelir diye bir umut beslemeyiz artık. En son düşüneceğimiz ihtimali yani vazgeçmeyi, biz de istemeyiz ama onun sayesinde vazgeçeriz. Ve vazgeçtikten sonra türküde de dediği gibi ''Düze indi şimdi gönlüm'' deriz..

 

Ama şunu unutmamamız gerekir ki, kimse duygularımıza karşılık vermek zorunda değildir. Kimse bizi sevmedi, duygularımıza karşılık vermedi diye kötü değildir. Duygularımız bizi bencil olmaya götürmemeli. Unutmamalıyız ki; Aşk, benliğimizi yok etmektir. Sevdiğimiz kişiye her daim en güzel duygularımızla bakmaktır. Ve vazgeçilmesi gerektiği yerde de vazgeçmeyi bilmektir.


Bayram 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Peki, senin düşüncen ne?

ACIMAK MI, ACI DUYMAK MI?

                                      Acı duymak mı, yoksa acımak mı?  İnsan, kendini ne zaman rahat hisseder? Şahit olduğu bir olay karşısı...