UĞRAŞSIZ
UĞRAŞLAR
Eyledim teftiş gülzar-ı hayat-ı su-be-su
Her gül-i şevkinde bin bir har-ı mihnet gizlidir
(Abdurrahman Şeref Güzelyazıcı)
Bu hayat denen gül bahçesinin her tarafını
inceden inceye araştırdım
Şevk içinde açan her bir gülün ardında bin
bir mihnet dikeninin gizli olduğunu gördüm
Hepimiz
duymuşuzdur şu soruyu:”Hayatın bir film olsa hangi film olurdu?” Buna verilecek
binlerce cevap varken verilmeyeceklerin arasında olanlardan birinin de
“Parazit” filmi olduğu kanısındayım. Kısaca değinmek gerekirse film, hayat
denen bu serüvenin zıt iki ucunda yaşayan iki ailenin kesişmesini\zorla
kesiştirilmesini ele alıyor. Şimdi “Fakir olmamayı istemeyi bir nebze hepimiz anlarız da zengin kısımda
olmamak neden tercihimiz olsun ki” fikri aklımızın bir köşesinden geçerken ufak
bir spoiler vererek “akıbetimizin ne olacağını kim bilebilir ki” demek
istiyorum.
Kore
sinemasını gündeme taşıyan Parazit filmi, 4 Oscar ödülü kazanan ve 250 milyon
dolardan fazla hasılata ulaşan 2019 yapımı bir film. Bu filmde aşırı derecede
belirgin bir zengin-fakir ayrımı var. Çekim açılarıyla dahi bu ayrımı gösteren
film, Seul gerçeğini de apaçık yüzümüze vuruyor. Günümüz gerçekliğinin
yansıtıldığı hakikat, insanı düşüncenin dehlizlerine çekiyor. Zenginlerin
iyi\saf, fakirlerin kurnaz olduğu tezini yaşamın getiri\götürülerine bağlayan
yönetmen;”zayıfa bir vuran da zayıftır” teziyle acizliğimizi suratımıza vuruyor.
Zenginliğin getirdiği dertsizlik, tasasızlık, hayatın altın tepside sunulması
elbette hayata karşı tozpembe gözlüklerden bakmaya iter. Fakat bu rahatlık ve
rehavetin sonucunun H.G. Wells’in Zaman Makinesi kitabındaki Eloiler gibi
olmaklığa götüreceği fikri aklımdan çıkmıyor değil. Ama hayat denen bu var olma
savaşında her an uğraş içinde olmaklığın da illa kurnazlığa götürmesi gerektiği
fikrine de karşı olduğumu söylemeden edemeyeceğim.
Süreç içinde
her iki hatta her üç tarafı da tutan kesimin aksine ahlaki yönelimim beni en
başından beri, filmin sonunda da vurgulanan “emeksiz yemek olmaz” tezinde sabit kıldı. Seviye farkından
ari(uzak), saf insan olması hasebiyle karşımızdakine davranışımız mutedil
şekilde olsa eminim ki insanlık olarak çok yol kat etmiş olacağız. Bunu yapmak
gerçekten o kadar zor mu!
Teknolojik
gelişmeler vesilesiyle çok önde gördüğümüz Batı medeniyetinin kültürel,
toplumsal, psikolojik açıdan medeniyet olmaktan uzak ve yetersiz olduğunu
görmeye başladık ama geç açılan gözlerimizle aynı akıbeti paylaşmaz inşallah
eylemlerimiz… Farkındalık en zor aşamalardan biri ama bunu ef’allerimizle
desteklemedikten sonra bir adım dahi ileriye gidemeyeceğimiz de çok açık. Kuran
ve hadislerle desteklenen “Mümin havf ve
reca(korku ve ümit) arasında yaşayandır” kaidesince umutlarımız da biz var
olduğumuz sürece var olacaktır.
Dikotomik(ikicil)
yapının yekvücut olmasının ardındaki tek yolun İslam olduğunun zihinlere
kazınılması temennisiyle…
Berceste
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Peki, senin düşüncen ne?