11 Şubat 2021 Perşembe

İSLAMDA KADIN




İSLAMDA KADIN

        Nevres selîm-ü pâk gelip gitmedir hüner.

       Yohsa cihana günde bin âdem gelir gider. 

   Geçmişten günümüze süregelen acı kurallardan biridir bir şeye sahip olduktan, onun bizim olduğunu anladıktan sonra ona verdiğimiz değerin düşmesi. Bunun farklı bir versiyonu da kendimizi bildiğimizden beri sahip olduğumuz şeylerin sanki hep bizim kalacakmış gibi olduğunu düşünmemizdir. Bunun çok basit bir örneği vücut azalarımız: Varlık zamanı bizimle denk düşen elimiz üzerinde hak sahibiymiş gibi davranır veya önceden olduğu gibi sonrasında da hep bizimle olacakmış gibi hayatımızı sürüp gideriz. Aslında çok basit bir şeymiş gibi algılıyoruz bir el’e sahip olmayı fakat yokluğu varlığına galip gelmeden bir an evvel değeri anlaşılmalı!

   Değer konusuna geniş bir açıdan baktığımızda toplumsal değerleri, onun merkezinde de aileyi görüyoruz. Bizim bu dünyada var olmamız için vasıta kılınan anne-babamızı hayatımızın neresine koyuyoruz? Nokta-i nazarımız farkındalıkken ve Hz. Peygamber’in(as) kendisine sorulan “Ya Resulullah, iyi davranılmaya en çok layık olan kimdir?” sorusuna “Annen, annen, annen, sonra baban” cevabından hareketle bu konuya değinmek gerek elbet. Sevdiğim şöyle bir söz var: “Anne, kalbini çocuğunun kalbine akıtır tek bir kalbe dönüşmesi için.” Söz ruha dokunur, en çok da sevdiğimiz\muhabbet duyduğumuz insanların sözleri bizi biz kılar. Anne-babanın halleri ve sözleri çocuğun ruhuna ilmek ilmek dokunur ve onu şekillendirir. Ama maalesef bize yerleştirilen o öze sahip çıkma konusunda büyük sıkıntılar yaşıyoruz şu sıralar. Haber kanalları kadına şiddet veya kadın cinayetlerinden geçilmiyor. Özü merhamet olan dinin müntesipleri olarak bazı vasıflarımız sadece kâğıtlarda mı kalıyor!

   Medeniyetlerin büyük etkiye sahip kurucu unsurlarından biri de dindir. İslam dininde kadına bakışı şöyle mütalaa edebiliriz: Araf suresi 189. ayette: “O sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle durulup yatışması için ondan eşini var etti…” Tevbe suresi 71. ayette: “Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridirler…” Yani kadın ve erkek birbirinin mütelazımı, tamamlayıcılarıdırlar. Kadın sevgilidir, eştir, annedir. Cennet, annelerin ayaklarının altına serilmiştir. Kuran’da “kadınlar” manasına gelen “Nisa suresi”, hakkını arayan kadının olayını anlatan “Mücadile suresi” ve birçokları bulunur. Çokça ayette kadınlarla ilgili hususlar yer alır.

   İslam görüntüsü altında ortaya atılan ve asla İslam’la bağdaşmayan eylemlerin hakikatini Kur’an ahlakına sahip Peygamber Efendimizde(as) görürüz. Onun yaşayışı bize kılavuzluk ederken; değil kadına şiddeti, bir hayvana bile kötü muameleyi Müslüman mefhumuna yakıştıramayız. Mekke fethine giderken annesini emen yavru köpekler rahatsız olmasın diye ordunun yolunu değiştiren, böyle bir hassasiyete sahip Efendimizin yanlış rivayetlerle bağdaştırılması akıl tutulması değil de nedir!

   Özümüzden kopuş ve ilerici Batıya özenme tekaddüm kisvesi altında bizleri çok gerilere götürüyor. Bizim hayatımızın gayesi hakikat peşinde olmaktır, müsvedde yığınlardan bir parça olmaktan bir adım öteye gidememek değil. Yazının başındaki beytimize geri dönelim, bakın Sakızadalı Osman Nevres nasıl söylemiş:

Bu dünyaya geldiğin gibi temiz ve güzel gelip gitmektir marifet; yoksa bu köhne değirmene günde binlercesi gelir, gider.

 

Berceste

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Peki, senin düşüncen ne?

ACIMAK MI, ACI DUYMAK MI?

                                      Acı duymak mı, yoksa acımak mı?  İnsan, kendini ne zaman rahat hisseder? Şahit olduğu bir olay karşısı...