7 Ekim 2021 Perşembe

GEÇMİŞİN İZİNDEN

GEÇMİŞİN İZİNDEN

Özlem... Nasıl da zor bir duygu değil mi? İçinden bir parça sökmüşcesine, hayatından tonlarca anıya sahiplik edenin eksikliğini hissettiğimiz özlem... Bazen bir insana, bazen bir şehre bazen ise bir eşyaya olan hasretimiz, bizi onlara bağlılığa götürür. Bu bağlanma ise içinden çıkılmayacak bir duygu olan özlemi oluşturur. Aslında Bi nevi kendimiz, ileride özlem ve hasret duyacağımız şeyleri bugünden inşa ederiz. Güleriz, eğleniriz, mutlu oluruz ve yarın dönüp baktığımızda o şeylerin bize acı verdiğini hissederiz.
Bir mekan, bir ev ya da bir sokak insanı alıp çok uzaklara götürebilir. Hatta bazen herhangi bir sokakta gezerken önüne bir ev çıkar ve adımların yavaşlar, ve daha önce yaşadıkların bir film şeridi gibi geçer gözünün önünde. O anıları tam hatırlayamasan  bile o anıların sana neler hissettirdiğini asla unutamazsın. Ve derin bir oh çekerek özlemle hasretle devam etmeye çalışırsın yürümeye. Ayakların her ne kadar seni ileriye doğru yürütse de, anıların geride kalman için çabalar. Nemli ve buğulu gözlerle geçmişin izinden kurtulmaya çalışarak yürümeye devam edersin.
Anılar... Bi yandan mutluluk verirken bi yandan da gözlerinin dolmasına sebep olur. Zamanında hunharca eğlenirken mutluluk veren anıların şuan sana hüzün besteliyor. İstemesen de o beste bir söz yazmak zorundasın ve daha ötesi seslendirmek zorundasın  o güfte ile besteyi. İşte o güfte de beste de bir zamanlar gülerken kısılan gözlerin zamanla yaş dolmasından çıkar ortaya.
Sahi bi zamanlar gülmekten yaş gelen gözlere yaş nasıl dolar?

Bayram

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Peki, senin düşüncen ne?

ACIMAK MI, ACI DUYMAK MI?

                                      Acı duymak mı, yoksa acımak mı?  İnsan, kendini ne zaman rahat hisseder? Şahit olduğu bir olay karşısı...